Kuderi Tarihi

Kuderi Aşireti'nin Tarihi 1800

Kuderiler Kürtlerin en büyük aşireti olan Dımılı aşiretine mensup Bingöl’ün Solhan ilçesine bağlı eski ismiyle Kors yada Kostega diğer bir deyişle Kwers adı verilen köyde yaşamaktaydılar. 

Her ne kadar tescil edilmemiş ise de, Bazı Kuderi büyüklerinin iddiasına göre Kuderilerin kökeni Hz. Halit bin Welid'e dayanıyor.

Kuderilerin kökeni Irak'ın Musul kentine dayandığı da iddialar arasındadır. Ancak tarihi dayanağı yoktur.

Molla İbrahim Kuderilerin bilinen en büyük dedesidir. Oğlu Molla Muhammed'dir ve torunu Molla Ahmet'tir.

Molla Ahmed'in İsmail adındaki oğlunun üç çocuğu olur. Molla Ahmed’in vefatından sonra tahminen 1800'lü yılların başında İsmail dedemiz üç oğlu ile beraber nedeni bilinmeyen bir sebepten dolayı Erzurum'un Hınıs ilçesine göç ederler.
Önce Hınıs'ın Suvara (Kürtçe ismi Sowara) köyüne yerleşip bir değirmen yapıp geçimleri sağlıyorlar,  Suvara köyünde bir kaç sene kalıp sonra Mîrseyîd, şimdiki ismiyle Tanır köyüne yerleşirler.

Çok zengin ve misafir perverliğinden dolayı,  bölge halk İsmail dedemize o zamanki Serhad Kürtçesiyle  "İsmail-i Kudretli" (Îsmaîlê Qudretî) ünvanını vermişler daha sonra Qudretli kelimesi halk ağzıyla türeyerek "Kuderi" olarak değişime uğradığı düşünülüyor.

Ancak son yıllarda bazı Kürt araştırmacılar  ve yazarlar tarafından yapılan Kürt aşiretlerinin isimleri ve yerleri arasında Kuderi kelimesinin de Kudretli kelimesinden türemediğini kuvvetle muhtemelen "Kurd-Deri" kökünden  gelmiş olabileceğini söylerler.
Ancak genel kanı Kudretli'den türediği yönündedir. 

Ama nevar ki bugün bütün Kuderiler ve yakın çevrelerin tümü Kuderî kelimesinin kökeninin nerden geldiğini tam olarak bilmemelerine rağmen 3 (Çaqmaq, Gomik, Pornak)
köye "Hersê gundê Kudriyan"derler.

Dımılı aşiretinden olup Kürtçe'nin Dımılikî ("Zazaca") lehçesini konuşan İsmail dedemiz ve çocukları zamanla artık Hınıs halkının çoğunlukta konuştuğu Kürtçe'nin “Kurmanci” lehçesini konuşmaya başlamışlar.
Aradan bir kaç sene geçip İsmail dedemiz Mirseyid köyünde vefat eder, ve şu an mezarı köy mezarlığında bir ağacın altında oldugu bilinmektedir.

Bingöl'den Hınısa gelirken İsmail'in Hamid  adındaki oğlu (lakabı Hemmo olan) yolda kaybolmuştur. Daha sonraki yıllarda Hemmo'nun Ağrı-Eleşkirt taraflarına gittigi ve oraya yerleştiği öğrenmişler, Osmanın ismi bilinmeyen diğer oğlu ise Erzurum'un Narman ilçesine yerleşir ve Osman dedemiz ise Hınıs'ta evlenip üç çocuğu olur büyük oğluna Eyyub, Yusuf ve en küçük oğluna da Hasanhan isimlerini verir kısa bir süre Mirseyitte kalip daha sonra Akören köyüne yerleşirler. 
Osman dedemiz muhtemelen Akören köyü'nün hayvancılığa elverişli olmadığını görünce Akören köyünün yakınında ve çok eskilerden de çakmak silahların üretildiği için “Çakmak” ismi verilen köye yani bu günkü Kuderilerin yaşadığı Çakmak köye yerleşirler, o sırada Hacı Hışık adında bir ağa Osman dedemizin Çakmak köyüne yerleştiğini duyunca gelip ondan bir At ister. Osman dedemiz : “Buralar senin toprağın mı? Hem sen bizden haraç mı alıyorsun ?” diyerek Çakmak köyünü terk edip Karayazı'ya gidip oraya yerleşir, (Bazi tahminlere göre bu köyün ismi Mılko oldugu söylenilse de kesin bir bilgiye ulaşilmis değildir)  ancak Osman dedemiz Çakmak köyünün  konum itibariyle güzel ve hayvancılık için son derece elzem bir köy olduğunu bildigi için Çakmak ile ilişkisi devam eder...

Günün birinde çok pahalı ve görkemli kıyafetleriyle 20-25 yaşlarında genç bir adam Osman dedemizin yanına gelip ben çoban olmak istiyorum der Osman dedemiz de kabul eder, bir kaç ay koyunları otlatan gencin babası oğlunun haberi Karayazı'da Osman dedemizin yanında olduğunu öğrenir ve gelip götürmeye çalışır ancak  Osman dedemiz;
"Bırakın hakkını alsın da öyle gidin" der
Gencin babasi ise; "bizim durumumuz çok iyi oğluma sadece sevdiği kızı istemediğimden dolayı evi terk edip buralara gelmiştir" der ve giderler.

Ancak aradan kısa zaman geçmeden o adam (Çobanın babası) yine Osman dedemizin yanına gelir. “Bak oğlum; Sen Karayazı'yı bilmezsin buralarda büyük bir eşkiya var (Yekê bi cerd heye) senin bütün malına el koyup aslan gibi üç oğlunu da öldürür bana kalırsa burayı terk et seni iyi biri gördüğüm için o kadar yol geri geldim” der ve tekrar yola çıkar.

Bu sözlerin üzerine Osman dedemiz ciddi manada kaygılanıyor ve büyük oğlu Eyyub'u bu hadiseyi araştırmak üzere Hınıs'a gönderir.
Eyyüb Hınıs'a gidirken Hacı Hışık'la karşılaşır.
Hacı Hışık; Eyyübü görünce tanır ve derki: “Nasılsınız Eyyub, Ya aslında ben kötü niyetli değildim babandan bir At istedim de n'oldu neden burayı terkettiniz ? Karayazı'nın tehlikeli olduğunu bilmiyor musunuz?” diye sitem eder, Osman dedemize bir hediye de gönderir. “Babana çok selamımı söyle, tekrar buraya (Çakmak)'a gelmenizi istiyorum der.

Eyyüb, Karayazıya gidip durumu olduğu gibi babasına anlatır. Osman dedemiz tahminen 1830'li yıllarda tekrar Çakmak köyüne yerleşir  yerleşirken Hınıs'ta çok illeri gelen söz sahibi ve etkili bir aşiret reisi olan Ali Ağa ile tanışır Ali ağa Osman dedemize çok büyük yardımları olmasının yani sıra Osman dedemiz ile sıkkı bir dostuk da kurar. 
Artık yaşlanan Osman dedemiz oğullarına araziyi dağıtır. Büyük oğlu olan Eyyüb’e Gomık'ı, Yusuf'a Pornak'ı verir. Ancak bazı ihtilaflar sonu Eyyub Pornakı alır ve Gomik'ı ise Yusufa verirler.
Çakmak köyu ise Osmanın en küçük oğlu olan Hasanhan'a kalır...

 






Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=